SAHİBİNİN
YALANCISI BASIN VE MEDYA
Türk
egemenlik rejiminin psikolojik savaş tetikçiliğini basın ve medya üstlenmiştir.
Manşetleri, haber başlıklarını, makale ve haber içeriklerini belirleyen rejimin
ihtiyaçlarıdır. Bu haksız, hukuksuz, adaletsiz rejimin ihtiyacı ise; olayları
ve olguları çarpıtarak ters-yüz etmek, haksızı haklı, adaletsizi adaletli,
yanlışı doğru göstermektir. Basın ve medya’ ya bu rol başından itibaren
verilmiştir. Onlar da bu rolünü benimsemiş ve gereğini pratikte fazlasıyla
yerine getirmektedirler.
Basın
ve medya patronları bu rolü oynayarak, yerine getirirken rejime olan diyet
borçlarını ödemektedirler. Çünkü Türk basını ve medyası rejimin arpalıklarından
beslenmektedir. Bunun karşılığında da sahibinin (yani rejimin) sözü, gözü,
kulağı ve yalancısı olmaktadır. Öyle ki; rejimin yargılamak istediklerini,
hızlı davranarak yargılamakta, cezalandırmak istediklerini mahkemelerden önce
cezalandırmakta, katletmek istediklerini katillerden önce katletmekte,
işkenceciden hızlı hareket ederek işkenceye tabi tutmakta, bölmek istediğini jet
hızıyla bölmektedirler.


